gurbet..

10/5/2009 · Kategori: yazilarim



Gitmek mi kalmak mı, hangisi daha çok acı verir insana?..

Yalnızlık  mı, kalabalıklar arasında kaybolmak mı? Bilemiyorum. Zaman anlamını yitiriyor küçük yerleşim yerlerinde. Sabah olmuş, akşam olmuş bir anlamı yok, bir değişiklik yok. Aynı eylemleri tekrarlıyorsun günlerce, değişen yalnızca hava oluyor.

“Zaman sadece birazcık zaman” diyor bir şarkıda, burada zamanın içinde kayboluyorsun. Bugün olmuş yarın olmuş hiçbir farkı yok, her şey aynı. Sabah oluyor, akşam oluyor, acıkıyorsun doyuyorsun, uyuyorsun uyanıyorsun… Üzülüyorsun ağlıyorsun…

Değişen tek şey sanırım sadece cildimiz.

Yavaş yavaş buruşmaya başlıyor, kendini toprağa hazırlar gibi..

Bazen çocukluğu özlüyorsun. Hayallere dalıp gittiğin, zamanı unuttuğun yılları… Özlem duyuyorsun çocukluğuna… Sonra cennette çocuk olmayı düşlüyorsun, özlüyorsun cenneti. Cennete gitmesen de cenneti özlemek nasıl bir şey demeyin... Yaşamasan da özlüyorsun. Rabbini görmesen de sohbetini özlüyorsun. Uçmasan da göklerde kuşlar gibi kanatlanıp uçmayı özlüyorsun mesela... Ya da ruhunun bedeninin esirliğinden kurtulup özgürleşmesini…

Gurbetlik ne demek? Memleketinden, doğduğun yerden uzakta olmakla mı yaşanır gurbetlik?

Ya doğduğun yere ait hissetmiyorsan kendini, o zaman yine gurbette mi sayılır insan.

Ya hiçbir yere ait hissetmiyorsan kendini…

Ben sanırım her yerde yaşıyorum gurbetliği…

Gurbetlik, kalbinin Rabbinden uzak kalmasıyla başlıyor. Gurbetlik gibi yetimlikte aynı değil mi? Rabbini hissetmiyorsan kalbinde, yetimsin, yarımsın, eksiksin.

Seni yaratanı unutmak ne büyük gafillik, ne büyük hezimet, ne büyük hüsran… Unutmak insanlara mahsus, hatırlamakta…

Öyleyse ne duruyorsun, haydi harekete geç ey kalbim! İçinde alevlendir hiç sönmeyen ilahi ateşi, bitmeyen sonsuz sevgiyi güçlendir ilahi kelimelerle… Haydi, ne duruyorsun, neyi bekliyorsun, ölümü mü? Yoksa kaybolmayı mı kâinattan?

Yorum (1) Yorum yaz!

düşlerinize düşüyor mu kara bulutlar?

6/4/2009 · Kategori: yazilarim


Her şey anlamını yitiriveriyor nedensiz,

içimde bir boşluk büyüdükçe büyüyor..

kendi açtığım kuyularda boğuluyorum yine,

boğuluyorum ama ölmüyorum,  

Hiçbir şey acı vermezken hiçbir şeyde neşe vermiyor,

karamsarlık bu olsa gerek..

durdurmaya güç yetiremiyorum zamanı, mekanı,

neredeyim, yaşamın neresinde?

kimler farkına varıyor gözyaşlarımın, kimler gülüyor gülemediklerime..

gitmek geliyor içimden,

her şeyi herkesi bırakıp gitmek hatta kendimi bile

bırakmak geliyor,

bir trene atlayıp hiç kimsenin tanımadığı bir yerlere gitmek

ve kaybolmak insanlar arasında,

silinmek fotoğraflardan..

mümkün müdür her şeyi geride bırakmak,

bedenini teslim etmek toprağa..

ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında,

ne güldüğümün farkındayım ne de ağladığımın?

neydi içine düştüğüm boşluk? boşluğu dolduracak ne?

ne sarar ki yaralanmış yürekleri, hangi merhem ilaç olabilir

yaralara?

hangi dağ kaldırabilir içimizde yaşattığımız acıları?

ya da hangi gönül görebilir bir yüreğin içine düştüğü çıkmazları,

ağlamak çözer mi ki içimizde ki kördüğümü?

içimde var mı gerçekten bir kör düğüm?

peki içimi acıtan ne gün be gün..

sorular mı çoğaltan yalnızlığımı, yoksa insanlar mı?

mümkün müdür ağlamadan gülebilmek,

mümkün müdür ölmeden dirilebilmek,

mümkün müdür acı çekmeden olgunluğa erişmek,

peki mümkün müdür  her şeyi geride bırakmak?

benim gibi kaç kişinin düşlerine düşüyor acaba kara bulutlar,

acaba kaç kişinin üstüne yağmurlar boşaltıyor tüm kirlerini, yeryüzünün? 
                                                                                                                               
 Meltem İLGÜN

Yorum (2) Yorum yaz!

Rabbim! kalbimi tut..

20/5/2007 · Kategori: yazilarim

 

Rabbim! kalbimi tut,

etrafımı saran uçurumlara düşmemem için,

düşüncelerin oluşturduğu bilinmezlik denizinde

kaybolmamam için,

nefsimin ve şeytanın gönlümü

esir almaması için,

ellerimden tut Rabbim.

Rabbim!

geçici ve boş şeylerle yorulan kalbimi

sevginle doldur

her şeye Senin sevginle bakabilmeyi öğret…

Yorum (9) Yorum yaz!

bazen

23/4/2007 · Kategori: yazilarim

 

bazen kuş olup uçmak istersin,

 

seni boğan kalabalıklar arasından..

 

bazen zihinlerden silinip gitmek,

 

geçmişi ve geleceği silmek hatırandan..

 

bazen de sonsuza kadar susmak

 

ve duymamak...(Y. Meltem İLGÜN)

 

Yorum (3) Yorum yaz!

Martılar ve deniz..

24/3/2007 · Kategori: yazilarim

    

   Bir martının kanadına takılı kaldı yüreğim, bir kayıkla açılıp güneşe doğru yol almak istedim gün boyu. Bir gece vakti dolunayda, tek başına düşüncelere dalmak..

  

   Dalgaların sesine karışmalı içimdeki sessiz çığlık. Rüzgar, yaprakları suyun üstüne ulaştırmalı bir de sevdaları.

 

   Kaç kişi sessizce anlatmıştır sevdasını denize? Ve kaç kişi sırlarını paylaşmıştır bilinmez. Ama ben tüm sevda türkülerini dinlemek istiyorum denizin dilinden. Tüm gözyaşlarının suya yansımasını görmek. Belki aralarında kendi sırlarımı da bulurum diye. İnsanlar arasında kaybolmuş gönülleri fark edebilirim diye..

 

   Martılar ne kadar da şanslılar, özgürce dolaşıyorlar gökyüzünde. Bir martının gözleriyle bakmak her şeye, ne güzel olurdu. Ne güzel olurdu maviye, özgürlüğe hasret duyanları görebilmek.

 

   Ne çok şiir yazıldı adına, ne çok türkülerde geçti adın ey deniz!. Benimde türküm var mıdır derinlerinde? Yüreğimden kopup gelen cümleleri duyar mısın, söylemeden. Hisseder misin içine düştüğüm yokluğu. Yoklukla birlikte bulduğum varlığı..

 

   Bir sabah vakti balıklarla karşılamak günü, dolunayın suya bıraktığı benliğini izlemek ne güzel..ve  yıldızları izlemek ay kaybolduğunda.

 

   Ne güzel denizi hissetmek içinde, deniz olmak ne güzel.. 
                                                   

                                                                              Y. Meltem İLGÜN

Yorum (3) Yorum yaz!

« Önceki ::

Son Yazılarım

Kategorilerim

Komşular

Linkler